18 Eylül 2014 Perşembe

ZAMAN DURMUŞ OLMAMALI...



Bazen kelimeleri yanyana getirmek çok zor olabilir.Bir o kadar tehlikeli ve can alıcı ve hatta can yakıcı satırlar oluşturmaktan korkarız.Kendi canımızın yanması değildir asıl mesele zira kendimizden geçmişizdir.Karşımızdaki insanların canını yakmaktan ürkeriz.İşte bu hakikaten en zorudur ve kelimeler yetmez.Şebnem Ferah ın o çok sevdiğim albüm başlığında dediği gibi kelimeler yetmez...Ah,keşke yetse yetebilse şu kelimeler.

Kelimelere bile hükmetmemiz bu derece zorken kimi anlar vardır.Zamanın durmasını arzu ettiğimiz,hiç bitmesin geçmesin büyüsü bozulmasın istediğimiz...Ebedi olarak kalsın istediğimiz...Böyle anlarda aklıma Mevlana gelir,zamanın durmasına dair çok güzel bir cümle kurmuştur:"Peki zaman acının en derin yaşandığı anda dursaydı..."


İşte bu çoğumuzun aklına dahi gelmez.Acının en derin yaşandığı anda kimse gerekli sabrı bünyesinde barındırmadığı için o an zamanın durmasını istemez.Çünkü; bu durum bir mükafat değil daha doğrusu bir ceza gibi gelir o insana. Ama hayat eğer zıtlıklardan mütevellit ise insan bunları da düşünmeli bence.

 Ve ben naçizane zamanın durmasından yanlı olanların güruhunda değilim.Zaman akmalı hatta hiç durmamalı.Zira Nazım Hikmet in bu konuyla ilgili sevdiğim bir şiiri vardır:
"En güzel deniz
Henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk:
Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz
Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğumdur."