10 Mayıs 2013 Cuma

THE LOOKOUT (GÖZCÜ)


Film 2007,A.B.D. yapımı. Dram ve aksiyon türünü kendi içinde birleştirmiş olup,hikayesi bir hayli ilginç gelişiyor. IMDB:7,1/10.Film başlangıcında klasik bir gençlik havası verilmiş  olsa da 15-20 dakika sonrasında asıl hikaye başlıyor.Asıl konuya geldiğimizde ise karşımızda enteresan bir hayat hikayesi çıkıyor fakat ana sahnelerle ana karakterin hafıza kaybına uğraması ve elinde sürekli bir not defteri taşıması bende birazcık Memento filmi etkisi uyandırdı.Neyse ki;film hakkında eleştirileri okuyunca bunu tek düşünen ben 
değilmişim.

Filminkonusuna girecek olursak;Chris Pratt liseye giden sevgilisi ve arkadaşları olan,onlar tarafından sevilen bir gençtir. Bir gece Kansas City West 24 karayolunda arkadaşları ve sevgilisi ile gece araba kullanmaktadır.Onları etkilemek için arabanın farlarını kapatır böylece ateş böcekleri daha belirgin görülür. Farları uzun bi süre kapatıp birden açınca bir biçerdövere çarpar ve kaza yapar.Kazadan  4 yıl sonrasında artık eski Chris yoktur. Hükümetin akli yönden yetersiz vatandaşları bağımsızlığa kazandıran bir eğitime gider Chris. Ve orada görme engelli olan Lewis ile eşleşir ve aynı eve çıkarlar.


Lewis ile yolunda giden bir yaşamı vardır. Aynı zamanda bir bankanın gece bekçiliğini yapıp,tüm gün hayatında yaptıklarını bir not defterine not etmektedir. Not defterindeki sıralamalara önem vermektedir. Gittiği eğitimde sıralamaya göre sınav olur. Fakat Chris hata yapmaktadır.Aynı zamanda onun psikolojik olarak durumunu kontrol eden bir psikologu vardır.Fakat Chris ondan hoşlandığını düşünmektedir.


Bir gece yine rutin olarak görevini yaptığı gece bekçiliğini bitirmiş ve bir bara gider. Bu barda ise onu tanıdığını ve kız kardeşiyle lisedeyken birkaç kez sevgili olduğunu iddia eden,arkadaş canlısı Gary Spargo ile tanışır.Gary,onunla sohbet etmektedir ve zaman geçirmektedir. Chris ilk defa iş arkadaşları ve Lewis dışında birinin onunla ilgilenmesi ve sohbet etmesinden hoşlanır.


Gary Spargo ile yine bir gece barda birlikte içerlerken Gary'nin ona yeni tanışıyormuş  gibi önüne sunduğu fakat aslında  herşeyin bir kurgu olduğu piyon bir kızla tanıştırır. Amaç; Chris'in kızla sevgili gibi takılmasını sağlayarak onu avuçlarının içine almaktır. Luvlee isimli bu kızda Chris'le aynı liseyi gidip,onu yakından tanıdığını fakat kaza sonrasında yok olan hafızasından Chris'in onu hatırlamadığını iddia eder.


Chris'in bu kadar hızlı değişen hayatı başta Lewis olmak üzere herkesin dikkatini çeker.Bir hafta sonu Gary,Chris'i çiftlik evlerine çağırır orada parti vereceklerini ve Luvlee'nin de geleceğini söyler. Chris'te çiftlik evine gider eğlenirler fakat sızar.Uyandıktan sonra Gary ve arkadaşlarının yanına gittiğinde duvarlardaki bankaların fotoğraflarını görür. Hatta Noel  Eyalet Bankası'nın içini temizlerken kendi fotoğrafının çekildiğini görür ve adamların gerçekten bir soygun planladığını anlar.


Başta plana ikna olmaz. Gary'nin arkadaş canlısı tavrı ve ona defterine not etmesini söylediği "Para kimdeyse güç ondadır!" cümlesi bir noktadan sonra filmin şiarı olur. Gary,paranın hayatta önemli olduğunu anlaması için babasından para istemesini ister ve Chris,Gary'nin söylediğini yapar babasını test eder ve Gary'nin haklı olduğunu görünce işi kabul eder.Aynı dönemde Lewis'le ortak bir restaurant işine girmeyi planlıyorlardır. Lewis'le beraber bir bankaya kredi için giderler fakat banka onlara kredi için döneceklerini söyler. Tüm hayatın paraya bağlı olması Chris'i soyguna olumlu yaklaşmasını sağlar.



Chris,Gary'nin söylediği gün soygunu kabul eder.Gün gelir Chris'e bir cep telefonu verirler. Fakat soygun gecesi Chris artık vicdan azabı çekmektedir. Çevresindeki insanların onun akli olarak yetersiz olduğunu düşünerek iyi davranmasından ziyade gerçekten iyi insanlar olduğunu anlar. Lewis ve Şerif Ted bunların başında gelmektedir. Şerif Ted'in karısının doğum yapacağı gece Chris ve Gary'nin çetesi soygunu yapacaktır. Chris'in görevi filmin adından anlaşılacağı üzere "gözcü"lüktür. Şerif Ted geldiğinden onunla konuşarak onu oyalayacaktır. Fakat  Şerif o gece 2 kere bankaya uğrar ve 2. gelişinde bankada bir terslik olduğunu anlar.


Gary ve adamları silahlarını almış,banka kolonlarına saklanmıştır. Chris ise kasada parayı naklediyordur.


Gary ve adamları ile Şerif Ted arasında geçen çatışmada Bone isimli adamı hariç herkes yaralanır ve çoğu ölür. Chris ise durumdan istifade arabaya binip kaçar. Tüm  paralar arabada onun yanındadır ve güçte ondadır. Fakat tehlike yeni başlıyordur. Chris not defterine aldığı notlar sayesinde ve hafızasının buğulu olan ksımının yerine gelmesiyle sıkı bir plan yapar. Ve film bu yönde ilerler.

Aksiyon-suç-dram tarzını içinde barındıran 98 dakikalık  gayet akıcı bir film.Tavsiye ederim.İyi seyirler...


9 Mayıs 2013 Perşembe

DREDD 3D(YARGIÇ DREDD)


Film 1995'te Slyvestr Stalonne'ın aynı karaktere sahip çizgi romandan  uyarlamasını canlandırdığı Yargıç Dredd'in günümüz  teknolojileri kullanılarak 3D versiyonu ile Karl Urban'ın rol aldığı halidir. 2012 versiyonu,tüm aksiyon sahnelerini göz dolduracak incelikte çekmişler. Dövüş ve kan ile silahların mermilerinin havada uçuştuğu sahneler de 3D de adeta filmin içinde hissediyorsunuz kendinizi.Film A.B.D. ve İngiltere  ortak yapımı olup IMDB:7.0/10.

Konuya girecek olursak Dünya'nın Atom Çağı'na girdiği karanlık bir gelecekte,bildiğimiz şehirler yok olmuş ve yüz binlerce nüfuslu megapol bloklarında yaşam başlamıştır.Suça karşı acıması bulunmayan polis güçleri suçlu potansiyeli gördüğü her insanı acımasızca cezalandırmaktadır.


Gelecekteki Amerika radyasyona maruz kalmış çorak bir ülkedir. Boston'dan  Washington D.C.'ya kadar tüm Doğu Yakası'nda suçların kaotik sokaklara hükmettiği bir metropolis olan Mega Şehir 1 vardır.Düzene müdahale edebilen tek kuvvet "Yargıçlar"  denilen şehir polisleridir.Yargıçların hüküm verme,yargılama, anında cezai yaptırımda bulunma  güçleri vardır. Bütün şehir tarafından bilinen ve korkulan Dredd   ise son yargıçtır.Şehri son felaketinden yani tehliklei bir uyuşturucu salgınından kurtarmakla görevlidir.


Rutin iş gününde Dredd'e genetik olarak mutasyon sayesinde düşünceleri okuyabilen,güçlü fiziksel yeteneklere sahip Casandra Anderson isimli çaylağı eğitme ve değerlendirme görevi verilir. 


Korkunç bir suç onları diğer yargıçların gitmeye bile cesaret edemediği dikey yönde büyüyüp,genişleyen 200 katlı Peach Trees mahallesine sürükler.


Üç kişinin derileri yüzülerek,üst katlardan atılmış olduğu anlaşılan cinayeti çözmek yargıçlara kalmıştır. Cinayetten zanlı olan kişi tutuklanır fakat; işin bir arka planı vardır.


Eski hayat kadını yeni uyuşturucu patronu Ma-Ma isimli bir kadın veacımasız klanı bu mahalleyi yönetiyordur.


Klanın yakın çevresinden birini yakaladıklarında, Ma-Ma mahallenin kontrol merkezini ele geçirir ve imparatorluğu korumak için herşeyi yapacağını göstermek adına tüm binanın güvenlik duvarlarını kapatır ve  
'Yargıçların öldürülmesi'ni  emreder.


Dredd ile Anderson'ın hayat mücadelesi başlar.Artık Peach Trees'tan ölü mü yoksa diri mi çıkacaklarının savaşı anlatılmaktadır.Özellikle Ma-Ma'nın ürettiği SLO-Mo adlı uyuşturucu kullandıktan sonra beyni yavaşlatıcı etkisini "ağır çekim" modunda gerçekleştirmeleri aksiyon sahnelerini daha cezbedici hale getiriyor.
Şimdiden aksiyon-severlere tavsiye ederim ve iyi seyirler dilerim...:)



7 Mayıs 2013 Salı

"AŞKA DAİR" OKUMALAR...


Bir kitap kampanyası sonucunda aldığım fakat okumaya başladıktan sonra okuma sürecimin bi hayli uzun sürerek,adeta sindirerek okuduğum,sevdiğim yazarlardan olan İskender Pala'nın son kitabı...AŞKA DAİR!

Aşka dair,adından da anlayacağınız üzere aşk üzerine bir deneme kitabı tarzında.Aslında tam olarak deneme kitabı da denemez;çünkü içerisinde beyitler,maniler,hikayeler,nesirler her ne ararsınız var.Araştırmacı-yazar olarak nitelendireceğim İskender Pala-Divan Edebiyatı'nı sevdiren yazar- sizi ne tarihsel yönünden mahrum bırakıyor ne de kitapta geçen kaynaklar yönünden...

Kitapta geçen bölümlerden  aklımda kalan ve bahsetmek isteyeceklerim de var elbette...En başta aşkın merhaleleri ve aşamalarını anlattığı kısımda geçen bir metin vardı. O kısmı Istagram'da da paylaştım. Burada da aynı fotoğrafı paylaşayım:



Kitapta  bulacağınız hikayelerde Yusuf'un Züleyha'nın yüzünden zindana atılıp,her "Ah!" edişinde Züleyha'nın sesini duymak  için zindan eşiğinde beklemesi,Leyla'nın Mecnun'dan sevgisini göstermesi için çöllerde batan dikenleri vücudundan çıkarmasına yardım ettiği iğneyi vermesi...Sevgilisi  uğruna İstanbul2u terk edip kaçan adamın,aşkın ateşine dayanamayıp  çekeceğim azab varsın olsun ben ona hasretim diyerek herşeyi göze alıp sevgilisinin ayağına gelmesi...Sultan Sencer'in Hanende yardımcısı Mehisti'yi çengiyle  eğlenirken görmesi bunu belli edince de çenginin Sultan'dan büyük Allah'ı nasıl unuturum diyerek can vermesi...

Kitapta son bölümlerde aşkın artık  "bakma" mertebesine erişilmesinden bahsedilmiş. Ve Yunus Emre'nin şiirlerine yer verilmiş beni en etkileyen şiir mısraları şu dörtlüktü:

"Çıktım erik dalına
Onda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıdı
Der ne yersin kozumu"

Velhasılı kelam 167 sayfalık gayette ince  bir kitap ve bir o kadar akıcı...Aşk'a dair okumaları daha iyi şekilde toparlayamazlardı. Tavsiye ederim...İyi okumalar...:)

6 Mayıs 2013 Pazartesi

THE DEPARTED (KÖSTEBEK)


Film,2006 A.B.D. yapımı. IMDB:8,5/10.Orijinal hikayesini 2002 Hong Kong yapımı olan "Infernal  Affairs"tan alan  The Departed ayrıca aldığı ödüllerle de IMDB puanının hakkını veriyor.Altın Küre Ödüllerine,en iyi filmde (Drama) olmak üzere 6 dalda aday olup Martin Scorsese'ye en  iyi yönermen ödülünü getiren film,79. Akademi Ödülleri'nde beş dalda  aday olmuş.En İyi Film ve En İyi  Yönetmen kategorileri dahil 4 dalda ödül almıştır.

Film konusuna değinecek olursak, A.B.D. Massachuetts Eyalet Polisi teşkilatı,güney Boston'da hüküm süren,liderliğini Frank Costello'nun yaptığı büyük suç organizasyonunun egemenliğine son vermek için bir operasyon hazırlığı yapmaktadır.Teşkilat öncelikle Güney Boston'da büyümüş ve akademiyi iyi puanla bitirmiş  polis memuru Billy Costigan'ı özel araştırma birimi şefi Ellerbly tarafından bir dizi imtihanlardan geçirterek suç örgütü içine sızmakla görevlendirir.

İçeride bir süre yatan Billy,Costello'nun güvenini kazanmak için,ailesini kullanır ve geçmişini önüne sürer.



Costigan, teşkilat tarafından  gizli görevdedir ve akademiden mezun bile gözükmemektedir.Polis şefi Oliver Queenon ve Bryce Dignam harici kimse bilmemektedir. Costigan,Costello'nun gözüne girip işlediği suçları ifşa ettirme peşişndedir.

Operasyonda görevli;teşkilattaki diğer eyalet polis dedektifi Colin Sullivan'dır.


 Akademiyi başarıylaya   bitirmiştir. Aşırı  hırslıdır. Sürekli terfi alıyordur. Eyalet polis teşkilatının bilmediği detay Sullivan'ın İrlandalı mafya babası Costello'ya çalışıyor olup,teşkilattaki köstebek olmasıdır. Costello yıllar öncesinde zekice bir plan yaparak, adamlarını polis akademisine sokmuş ve bu sayede işlerini hep polisten bir adım önde yapmasını sağlıyordur.Sullivan operasyonda her adımı patronu Costello'ya 
bildiriyordur.



Köstebekler  hayatlarını sıkıntı içerisinde devam ettirirken;ikisi de karşı tarafta bir köstebek olduğunundan şüphelenir ve birbirlerini araştırmaya başlarlar.Operasyon günü gerçekleşir ve Costello vurulur.İşin ilginç tarafı şu ki Costello'da FBI'ya çalışıyordur.Asıl hedefi altında çalışan adamları FBI'ya sokmak niyetindedir. Sullivian'ı bunu öğrenince Costello'yu olay yerinde öldürür ve operasyonunu kendisi bitirmiş gibi izlenim verir.Şimdi tek derdi Costello'nun mafyasındaki köstebeği bulmaktır.Telefondan arar  ve teşkilat binasına çağırır.



Costigan,Sullivian'dan madalya dahil hiç birşey istemediğini ve tek derdinin kimliği olduğunu söyler. Sullivian diğer bilgisayardan kimlik bilgilerini almaya gittiği anda Costigan masada, Costello'nun onlara doldurttuğunu form zarfını görür.Sullivian ise o esnada Costigan'ın gerçek kimliğini öğrenir ve kim olduğunu. Costigan federal binasını anında terk ederek bunun üzerine ortadan kaybolur ve üzerinden bir süre geçtikten sonra Costello'nun ona yaptığı tüm suçları kanıtlayacak nitelikte bir cd bıraktığını ve ses kaydını yollayarak onunla buluşmak ister.



Filmm finaliyle gerçekten göz dolduruyor ve ummadığımız bir şekilde final yapıyor. Aksiyon ve polisiye tarzda filmleri sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film...Şimdiden iyi seyirler...