24 Aralık 2010 Cuma

koy beni gözlerine

Döndüm sırtımı acılı ezgilere
Sadece seni dinliyorum
Bir deniz gibisin bende
Sakla beni derinliğinde
KOY BENİ GÖZLERİNE

Kalbinde Parmak İzim Var....

Mirkelam ın bi dönem çıkan albümünün adıydı eğer yanlış hatırlamıyorsam...Ve beni çok fazla etkilemişti...'Kalbinde parmak izim var!'...Nasıl bir iz bırakma şeklidir.Hiç bir zaman kaybolmayacak,yeni birileri gelse de gitse de o kalbe hatta yerleşip hüküm sürse de problem değil çünkü orada benim parmak izim var.Sabit ve gitmeyecek hiç bir yere.
Kalbim mi?Kalbimde bir çok parmak izi var.Ama ben olay yerinin temizleme derdindeyim her şekil ize karşı.Geride kalan kanıtları ortadan kaldırıyor zaten suçlu genelde parmak izlerini temizlemek bana düşüyor...
Fark etmiyor bişey.Gün geliyor.Suçlu yeniden olay mahaline geliyor,bende tüm soğuk kanlılığımla onu tutuklamak istiyorum ama bir çoğunda başaramıyorum.Bu durumda ben bir 'kürkçü dükkanı' değil 'olay yeri' oluyorum..Ama senaryolar hep aynı neticelendiği için ve yeni bir vukuat olmadığı için birşey fark etmiyor..Durağan,rutin bir hayat...Sıradanlaşan bir yaşam...
Bir gün belki...Tüm herşey altüst olur.Ben mars ederim veya ben 'şah-mat'yaparım;hayatımı,hayatıma giren-çıkanları...
Neyse temiz bir kalp diliyorum tüm insanlara.İz bırakmasın kimse kimsenin kalbinde ya da üzücü bir iz olmasın bu parmak izleri...

23 Aralık 2010 Perşembe

...(ifadesiz bir his):)

Pamuk şeker...Bu içimdeki tatlı mutluluğu en iyi anlatan kelimeler 'pamuk şeker':)Belki anlamsız,belki basit,belki de çocukça ama olsun.Öyle bir sevinç ki beni mutlu ediyor...Kısacık bir an aldığım bir haber beni bu kadar çocukça ve safça mutlu ettii...Bazen gerçekten iyi biri olduğuma inanıyorum her ne kadar gerçeklik payı çok az olsa da...:P :)Ama saf kalpliyim demek ki birini silmek istiyorum ama bi şekilde ona ulaşmak istiyorum sonra ve başka bi şekilde ona ulaşıyorum...Sanki Allah bana bağışlıyor mutluluğumu:)Sanki?:)
Neyse ufak bi mutluluk içeriği anlatılmasa da küçük bir mesaj yaaa benim anlamsız olan bu mutluluğum...Sadece önemsendiğimi hisettiren bir mesaj işte...Ufak bi şeyde olsa düşünüldüğünü bilince insan inanılmaz mutlu oluyor:)
mutluyummmmmmmmmmmm............:)))

19 Aralık 2010 Pazar

Kronik Bencillik

Bencil???Kulağa ne kadar soğuk gelen bi kelimedir...Egoist,bencil,kendini düşünen...
Ben mi?Evet belki de kronik bir bencillik benimkisi...Öyle bir düzeydeyim ki;bağışıklık kazanmışım her türlü anti-bencillik içeren şeye karşı o yüzden hiç birşey işlemiyor artık bana.Eeee?Artık kronik bir bencilim.Ve bir o kadar ukala,şımarık,kendini beğenmiş...Ama napalım???Biz ben-ciller olmasak siz naparsınız?Hayatınız ne kadar sıkıcı geçer hiç düşündünüz mü?Aslında o kadar da bencil değilim sevgisine sahip olduğum tüm insanların sevgileri için onları mutlu etmeye de çaba sarf ederim.Ama bir yandan da hayatlarında ciddi bir yüzdelik dilim elde etme derdinde olurum.Bu yüzden 'kronik bencillik' diyorum sanırım.
Belki biraz da içerisinde yalnızlık barındıran bir duygudur bu.Ne yaparsan yap doymayacak olan sevgi açlığına bağlı olarak içinde arttığını sandığın ve ısrarla artış gösteren bir duygusuzluk.Can sıkıntısına da bağlı olarak durum acınası bir hal alıyor.
Ama güzel yanları da var hani.Kendi kendinize kalmaya alışıyorsunuz.Kendi kendinize yetmeyi öğreniyorsunuz.Ve güçlü olmayı öğreniyorsunuz.Kendimden başka kimseyi umruma takmam ben diyorsunuz.Kolay kolay da yıkılmam hani...O derece sağlam bi kaya oluverdim ben bu bencilliğim sayesinde.
Sonuç itibariyle tamam herşeyin fazlası kötüdür fakat bu bencillik olayı alengirli yahu ....Ya ben kendimi ayrı kategorizelendiremediğimden ya da bencillere haksızlık yapmamak için böyle deyip duruyorum...
Ama yine de dozunu aşmamak lazım ....'kronikleşmeye başlayan veya kronik olan bencilliğimizin'...

15 Ekim 2010 Cuma

Geri Dönüşüm Kutusu

Başlamak kolaydır yani...bir nevi bitirmek te kolaydır....En zoru geriye dönmek ve kabullenmektir sanırım...Geri dönüşüm kutusu olsa hayatımızın ne tuhaf olurdu değil mi?Sildiğimiz ama aynı zamanda geri istediğimiz veya o an bi sinirle silip daha sonra tekrar istediğimiz şeyleri bi tıkla hayatımıza yeniden koysak....Bilgilerimizi güncelleyerekten..:)
Ben bir hata yaptım veya yaptığımı kabullendim...Benim hayatımda bir geri dönüşüm kutum yok...Ama beni affedebilecek ve geri dönüşümünü kendi kabullenecek güzellikte bir tanecik insan var....Varlığından çok memnunum ama bazen onu ne kadar sevdiğimi hatırlamam veya tekrarlamam gerekiyor....Cd leri kurcalıyorum onun için yaptığım çekimleri izliyorum...Gözlerimin gülerken,nefesimin heyecandan kesildiği zamanlar oluyor(muş).
İşte dediğim gibi bazen hatırlamak gerekiyor ve hatırlamak gerekiyor ki bu güzel hayatı onunla geçirmeyi düşününce mutlu oluyorsun.
Hayatıma girdi beni mutlu ettii...Zor zamanları atlatmamda yardım etti.Ve bazen çıkardı beni hayatından bazende ben ittim istemediğimi düşündüm hayatımda onu...Ama olmadı katlanamadık dayanamadık birbirimizi öyle kabullendik ki oksijen ve karbondioksit gibiyiz...Biz birbirimize muhtacız....İnanıyorum ki;bu son nefesimize kadar bu kadar şahane olacak....
Ve şimdi olmayan ama bi anda olsa umut edip olduğuna inandığıım geri dönüşüm kutuma teşekkür ederim:)
Birtanecik soğuk nevalemi geri getirdiği için....

11 Ağustos 2010 Çarşamba

AŞK

Tek hecelik bir kelime...Yüzyıllardır uğruna kanlar dökülen...anlaşılması için efsaneler yaratılan,destanlar yazılan,belki de savaşlar yapılan,Dünya nın belki de yaratılışından beridir süregelen duygu....Birçok kavramı,duyguyu,adeta herşeyi içinde barındıran duygu...'AŞK!'haykırdığında bile insanı farklı yerlere sürükleyen iliklerinde başka bir haz yaratan tuhaf ve mutlaka her insanın hayatında en az bir kere tatması gereken şey...
Kalbine gelip bir payitaht kurduğunda gıkın çıkmadığı,ama gittiğinde ve o taht yerle bir edildiğinde o yıkılışı başka hiç bir şeyin yaratmadığı gibi hissettiren bir his...Anlatılması en güç şeydir bence...
İki kişi arasında gerçekleşirken günümüzde veya belki de geçmişte dahi 'aşk üçgeni'gibi ironiler oluşmuştur...Aslında bence 2 kişilik değildir aşk....Sonunda tek bir kişi olabilmektir aşk...Belki de bu yüzden herkes aşık olduğunu zanneder...Sanki bu kadar kolay ve ucuz bir his...
Sanki herkes birer Leyla-Mecnun veya Romeo-Juliet olmadı ne biliyim Yusuf-Züleyha olabileceğini iddia eder...
Ama aslına bakarsanız günümüzde iki bakışla veya sanal bir ortamdan hemen 'Ay!Ben aşık oldum galiba!'demekle olmaz bu his....O kadar mı düştün sen ayaklar altına?Ey Aşk!
Uğruna destanlar yazıldı senin için...En azından eskiden değerdin,değerliydin!Her şey gibi senide mi eskittik biz insan ırkı?
'Gamzedeyim deva bulmam,garibim bir yuva kurmam 'diyen mısralar yazmışlar senin kapsadığın ruh haline girince insanlar.Şimdi mi?Şimdi diyorum ya...Senin de değerini düşürme peşinde insanlar.Ey Aşk!
Artık savaşmıyor kimse aşkı için...Kimse kalkıpta dağları delmiyor.Ne biliyim kimse bir yerden bir yere gitmiyor...Ağızlarda tekerleme haline gelmiş gibi öğrenmişler bir'SENİ SEVİYORUM!' demeyi...
Tamam seviyorsun,hatta o kutsal ruh haline sahip olduğunu yani aşık olduğunu iddia ediyorsun da;ne yapıyorsun aşk için?ya da aşkın için?
Ben de öyleyimdir belki...bende hiçbir şey yapmayan ve bencilce aşığım diye ortalarda dolanan günümüz insanındanımdır bende...Kim bilir?
Ama bildiğim tek şey var Aşk.Seni arıyorum....Eskisiyle-yeni versiyonla...Mozaik bir halinle...Adeta karma bir halde herşeyi barındıran bir aşk.Leyla-Mecnun,Ferhat-Şirin,Romeo-Juliet,Yusuf-Züleyha....Karma....Karman çorman....
Ama arıyorum aşk....Geleceksin bir gün karşıma çıkacaksın biliyorum....
En kısa zamanda rastlamamız dileğiyle AŞK....

10 Ağustos 2010 Salı

Gereğinin Yapılmasını Arz Ederim

Hayatıma döndüm ve dedim ki..
-Senden istediklerim var
-Zaten hep birşeyler istemedin mi?
-Evet haklısın istedim...Ama bu sefer farklı?
-Ne gibi?
-Şöyle farklı önceden istedim evet ama bu ssefer isteme şeklim farklı.
-Nasılmış yani?
-Arz ediyorum,sana işte...
-Taleplerini görmedim ama?Hemen evet dememi bekleme benden.
-Sayayım mı?
-Başlamadığın an hata sayılır...
-Sevgili hayat'ım;
Senden bu zamana kadar çeşitli isteklerde bulundum biliyorum.İyi veya kötü...Korkunç veya dehşet...Ama bu sefer farklı herşey...Öncesinde herşeyin hem kendimi düşündüm hem çevremdekileri...Ama artık farklı...Taleplerim sadece benim istediklerim...Beni ilgilendiren şeyler.
Yapamadıklarımı,gerçekleştiremediğim hayallerime rağmen yinede bana devam etmeyi öğrettin.Teşekkür ederim.
-:)
-:)
-Taleplerinden bahsetsen diyorum artık?
-Tamam ama acele etme hayat'ım...:)
-Ben artık her anımı dolu dolu yaşamayı,gülümsediğimde gevrek bir tat oluşmasını,vapurlarda martılara simit attığımda onlardaki heyecanı hissetmeyi,çocuklarla oyun oynadığımda çocukluğumu hissetmeyi istiyorum.Bu kadar değil merak etme!:)Gün doğumunu izlerken kainatı ve doğayı sanki herşeyin doğumunu görmüş gibi hissetmeyi,gün batımında ki kızıllıkta ölüm soğuk olsada yine herşeyin bir gün biteceğinin sıcaklığını istiyorum...
Yaprak düştüğünde daldan yere ayrılık böyle birşey diye düşünüp aslında elinde  olmadan vazgeçtiğini görmek istiyorum.
Sabah mahmurluğu ile gülümseyi istiyorum sana hayat'ım!Tüm acımasızlığını sergilesende bana bir iki tane şans mektubu zarfladığını görmek istiyorum arada sırada...Son şans larım değilde her fırsatı değerlendir diye uyarmanı istiyorum senden...
Sonra 60 yaşına da gelsem büyüyememişsin diyip silkele beni hayat'ım...İçimde bir çocuk var benim en nihayetinde...
Velev ki kalp kırdığım,üzdüğüm,ağlamaya ramak kaldığım anlarım olursa da fazla üstüme gelme hayat'ım...Tüm olumsuzlukları sunsanda bana altın tepsiyle....Tahammülüm kadarıyla gel kapıma...
Fazla birşey değil işte hayat'ım...
Bunları istiyorum....
Gereğinin yapılmasını arz ediyorum hayat'ım!:)
Senni seviyorum bu arada her şeye rağmen hayat'ım!

9 Ağustos 2010 Pazartesi

İSTANBUL UMA(1)

İstanbul...Adınla başladım...Adın çıktı bir ağzımdan sustum...Üstüne bir laf daha söylemeliyim?Sevgilinin adı çıktı ağzımdan bir kere...Üstüne bir kelam daha etmeliyim?Biliyorum sevdalın çok,peşinde koşan çok...'Ya benim olacaksın ya da benim olacaksın!'diyeninde çok be İstanbul?Bende bunlardan mıyım acep diye düşündüm.Cevaplayamadım soruları...
Tek bildiğim aşığıım sana...Şöyle bir baktığında nazlı bir kadın gibi duruşuna...Asaletine...Mozaiklerin hepsini içinde barındırmana...Efsanelerine...En çok gün batımına Boğaz'dan esen hafif rüzgarınla...Hani bir de vapurdaysan arkandan kovalayan martılarına...Nasıl bir aşktır bu?Nasıl bir sevdadır?
Suskunluğunu seviyorum...Hüznü de mutluluğu da aynı anda barındırışını da seviyorum...Öyle seviyorum ki aslında kelimeler kifayetsiz kalıyor bana...Anlatamıyorum....Boğazımda düğüm oluyorsun...
Kavuşacak mıyız?Bilmiyorum İstanbul um?Ama inanıyorum...Bir gün hasretimiz dinecek doya doya yaşayacağım seninle hayatımı....Bıktırmayacağım seni emin ol....Kucağında bir yer aç bana sadece...Onlarca sevgilin var görüyorum belki çok şey istiyorum senden...Ama bana da bir yer açıver az ya da çok....Var ya da yok...
Kokunu içime çekmek istiyorum...Karşına çıkıp haykırmak istiyorum bir kere'İstanbul um!' diye....'Ben geldim bak!'diye...Diyorum ya....Geleceğim bir gün ama ne zaman diye sorma bana?Er ya da geç...
Sadece zaman ne zaman uygun görürse?Ama üzülme sakın çok bekletmem seni ey sevgili...Hem zaten bekletsem dahi zaman benim sana olan sevdamın ateşini artırır sadece....İçimdeki olan duygular bir radde daha kuvvetlenir İstanbul um...
Bekle....Seviyorum seni İstanbul um!

Beni bana bırak...

Beni bana bırak zira kendime zaman ayırmam lazım...Başlayıpta bitiremediğim yarışımda finish çizgisine basmam lazım.Beni bana bırak diyorum sana...Yaralarımı sarmam lazım...Kanatacağın yeni yaralar için belki de yer açmam lazım.Beni bana bırakmalısın...Hasret gidermeliyim kendimle...İçime çekmeliyim yalnızlığımı...Kokusunu almalıyım iliklerime kadar.Beni bana bıraktığında tadacağım belki de mutluluğumu...Göreceksin ne kadar farklı olduğumu.Bırak beni bana!Boğulayım içimdeki tek damlalık okyanusumda.Veya ramak kala atayım kendimi ,okyanusumun kıyısındaki sahilime...Bakma yüzüme,bırak beni kendi halime.
Bıraktığında beni belki hissederim kekremsi tadını yalnızlığımın.Damağıma yerleşip orda kalan ve gitmesini istemediğim bir tat...Şimdi git lütfen...Bırakıp beni rahatlat hem beni hem kendini...Sende kendi haline bırak seni...
Belki iyidir böylesi.Ben iyiyim böyle...Dilerim sende olursun.
Bırak dedim ya sana.Şaka yapmıyorum.Bu bir film şeridi değil.Tekrardan sarıp izleme halimi.Veya dönme tekrardan bana.Beni bana bırak diyorum sana.
Bırak ki beni bana.Tadayım tüm hazlarımı veya duygularımı...Acı çekerim belki...Belki de yanılgılarımı görürüm...Belki de mutlu olurum,kim bilir?Belki de çok severim yalnızlığımı...Eski alışkanlıklarıma dönerim yeniden....Ama bırak ki tadayım işte tüm bunları...
Özgür kalayım kuşlar gibi,uçayım uçsuz bucaksız olan ruhumun gökyüzünde.Bak ne kadar rahat nefes alıyorum bıraktığında beni...Gör halimi üzülme benim için.Vazgeç demiyorum sana...Ama belki de rica ediyorum vazgeçmen için benden...Tek dediğim ne duyuyorsun ve biliyorsun?
BENİ BANA BIRAK!

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Hoş mu Geldim?

Yepyeni bir Fulya olarak geldim...Hoş mu geldim?Boş mu?Bilmiyorum ...Öyle geldim işte...Öylesine geldim...İyiki geldim...:)