12 Temmuz 2013 Cuma

"HÜKÜMET KADIN"


Film,bir hayli kendinden söz ettirmiş,Sermiyan Midyat'ın yazıp-yönettiği 2013 Şubat'ta vizyona  girip seyirciyle buluşmuş bir BKM yapımı.Film senaryo olarak bir hayli ilgi çekici.Fakat BKM yapımı olunca da ara ara her izleyen gibi bende Vizontele'yi anımsamadım değil. Baş rollerinde Demet Akbağ-Ercan Kesal-Bülent Parlak,Sermiyan Midyat'ı gördüğümüz film Mardin'in Midyat ilçesinde çekilmiş.

Film konusuna değinecek olursak; yoğun sıcaklık ve susuzluk nedeniyle sıkıntı çeken köy halkı birlikte tüm milletleriyle, Süryani,Yezid,Müslüman demeden yağmur duasına çıkar. Fakat pek umduklarını bulamazlar. Dönemin belediye başkanı Aziz Bey köye su boruları döşetme derdindedir. Fakat işçilerin işlerini ciddiye almamaları ve sallamasyon biçimde iş yapmalarından ısrarla köye su gelmiyordur.Su borularının olduğu yere teftiş amacıyla giderken yolda kaza geçirir ve ölür.


Belediye başkanının cenazesi beni filmin henüz başlarında olduğu halde bir hayli etkiledi. Zira yağmur duasını gereksiz gören başkanın tamda cenazesinin olduğu gün yağmur yağması ve başında sadece hanımının beklemesi gerçekten güzel bir sahne olmuş.İş böyle ya, ölen belediye başkanının yerine bir aday lazım. Fakat 8 oğlu olan başkanın sekizi de birbirine girmeye başlar. Tam bu esnada encümen heyeti de başkanın eşini aday değil direk başkanlık için kabul eder. Köyün ve  hatta güneydoğunun ilk kadın belediye başkanı Xate Hanım olur.


Xate Hanım,okuma yazma bilmeden kendi kadın gözüyle belediyedeki işleri hale yola sokmaya çalışır. Ama en çok istediği ölen eşinin en büyük arzusu olan köye su getirmektir. Ve andı vardır ki, suyu kendisi getirecektir. İşler sarpa sarar.İşçiler işi bırakır,oğulları Xate Hanım'ın ardından iş çevirmeye başlarlar. Ve çevirdikleri işler kendi başlarına dert olur. Bunla bitmeyen sorunlar şikayetler artar ve baş rakibi Faruk'un başının altından çıkan fikirle köylüler Ankara'ya telgrafla Xate Hanım'ı şikayet ederler.


Xate Hanım bu kadar şikayet üstüne köye gelecek olan müfettiş yüzünden okuma yazma dersi almaya başlar.Ve bir yandan başlık parası uğruna veya istemediği kişilerle zorla evlendirilmeye çalışan kızlara kol kanat gererek su borularını da kendi döşemeye başlar. Aynı zamanda kızlara da okuma-yazma dersi verdirtir.
Ve gelen müfettiş Xate Başkanı yeterli görüp resmen belediye başkanı kabul eder. Bununla da kalmaz olanlar binbir çaba neticesinde köye su gelir. Biçok insanın yapamadığını kadın haliyle Xate Başkanın yapması halkın bağlılığını artırır.

Tüm sahneleri,esprileri,oyuncuları,müzikleri,replikleriyle gerçekten güzel bir film olmuş. Konu itibariyle cımbızla çeker gibi birçok konunun ele alınması da cabası; öncelikle kadınların okuma-yazma zorunluluğu,kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmesi bu sadece politik açıdan değil aynı zamanda kendi hayatlarında kendi kararlarını alabilme özgürlüğü,susuzluk,kırsallık...bir nevi yeni bir "kadın filmi" olmuş ama güzel olmuş.


Yukarıdaki fotoğrafta geçen replik,ölen belediye başkanının adeta hayat felsefesi.Bunu ölmeden önce arabada bir Süryani'ye söylüyor olması filmi çekici hale getirmiş.Kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Şimdiden iyi seyirler...:)


İKİ DİL BİR BAVUL (2008)


Film konusuna yönetmenler Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan,Bingöl'de öğretmenlik yapan arkadaşlarının başından geçenleri dinlerken etkilenerek karar veriyorlar. Arkadaşları köyde öğretmenlik sürecinde sobayı yakarken gaz istiyor ve çocuklar Kürtçe bildiği için "gaz" denince kerpeten getiriyorlar. Meğer "gaz" Kürtçe'de "kerpeten" demekmiş.Bir gece boyunca arkadaşları anılarını anlattıkça yönetmenler dinliyor ve not alıyor. Karar veriyorlar filmi çekmeye fakat uygun sermaye ve senaryoya uygun oyuncu yok.İtalya'da genç yönetmenleri destekleyen Greenhouse adlı kurumdan burs kazanarak film çekimleri daha da iyi  şekilde yapılır.

Film oyuncularından bahsetmek gerekirse orijinalliği burada gizli sanırım. Urfa'nın Siverek ilçesine bağlı Demirci Köyü'ne tayini çıkan okulundan yeni mezun olmuş Emre Aydın filmdeki öğretmeni canlandırmış.Fakat tamamen doğaçlama çekilmiş sahneler. Herhangi bir replik yok.Tek sıkıntı çocukların evlerinde çekim yapılmasından utanması ve filmde fazla yer almaması  olmuş oyuncular adına.

Emre Aydın,Denizlili yeni mezun bir öğretmen. Köye geliyor ve bakıyor ki;köyde olan çocukların hiç biri Türkçe bilmiyor. Sınıfta Kürtçe konuşulmasını yasaklıyor,ama ne çare....Çocukların alışma süreci,öğretmenin zaman zaman mesleğinden bıkması,annesiyle arasında geçen konuşmalar...Tamamen doğaçlama yapılması filme gerçeklik duygusunu fazlasıyla bina etmiş.Ana dil meselesinin ve çaresizliğin,hiç bir bireyin kendi hayatını seçememesi,"Kürt" olmanın getirileri ve hayata birkaç sıfır yenik başlamayı bence tamamiyle mercek altına almışlar ve çokta güzel bir film olmuş.

Film birçok film festivalinden dolu biçimde dönmüş.
1.16.Altın Koza  Film Festivali-Büyük  Jüri Yılmaz Güney Ödülü-SİYAD En İyi Film Ödülü
2.15.Uluslararası Saraybosna Film Festivali-EDN Talet Dalı'nda birincilik
3.Uluslararası Romanya Film Festivali-En İyi Belgesel
4.9. Orta Doğu Film Festivali-En İyi Orta Doğu Belgesel Film
5.46.Altın Portakal Film Festivali-En İyi İlk Film
6. 15.Londra Türk  Filmleri Festivali-Seyirci Ödülü
7. 15.Gezici Film Festivali-Gümüş Boğa Ödülü
8. 21.Ankara Uluslararası Film Festivali-Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü

Kesinlikle izlenmeye değer ve seyirciyi sıkça güldüren fakat,sıkmayan bir film....İyi seyirler...:)