30 Temmuz 2013 Salı

THE CALL (ACİL ARAMA-2013)


Korku-gerilim tarzı film severlerin sıkılmadan izleyeceği bir film. 2013 yapımı olan The  Call;dilimize
 "Acil Arama" olarak çevrilmiş.Film televizyon için korku filmleri yapan yönetmen Brad Anderson tarafından yönetilip,Richard D'Ovidio tarafından senaryolaştırılmış.Standart bir Hollywood filminin ayarında kan,ceset,katil,gerilim,karanlık öge barındıran The Call,cast ile göz dolduruyor. Oscar ödüllü yıldız Halle Berry ve birçok filmini izleyip beğendiğim genç oyuncu Abigail Breslin baş rolde yer alıyor. Film kurgusal olarak,ve çekim sahneleri açısından iyi şekilde ayarlanmış ve bu açıdan ele alınca aldığı IMDB:6.6 gayet normal algılanıyor.

Film konusuna değinecek olursak;kısaca bir acil arama (911) istasyonunda  santral memuru olan Jordan(Berry),bir gece  yarısı aldığı genç kızın araması üzerine gerekli  ekipin arama yapılan yere ulaşamaması sonucu bir seri katil ile yaşadıkları olayları anlatıyor.


Jordan;911 Acil Arama İstasyonu'nda çalışmaktadır.Bir gece santrali arayan Leah Trmpleton adlı genç kız,evine zorla bir erkeğin girmeye çalıştığını söyler. Jordan'ın kızı sakinleştirip,yönlendirmesiyle kız odasına  çıkar ve saklanır.Odaya giren katil kızı bulamayınca aşağı  iner.Tam  o sırada hat kesilir. Jordan kızı tekrar aradığında katil telefon sesini duyar ve  kızı bulur.Kızı sürükleyerek aldığı esnada telefonu eline alır katil,Jordan'ın "Sakın kıza birşey  yapma!" cümlesinden sonra "Yaptım bile!" der ve çığlıklarla telefon  kapanır. Jordan çaresizce kendisini masasından kaldırıp sessiz odaya ve lavaboya atar.




Ertesi gün;Leah'ın ölüm haberi ve ceseti tüm kanallarda gösterilir. Jordan bu olaydan kendini suçlar.Artık masa başında telefon memuru olarak çalışamayacağını düşünür ve Acil Arama istasyonuna yeni gelenlere işi  öğreten bir öğretmen rolü alır.6 ay sonra bir  şekilde masaya oturan Jordan,acil bir arama çığlığı ile karşı karşıyadır.Genç bir kız  olan Casey Welson,bir   alışveriş merkezi otoparkında bir adamın ona   çarpmaya  teşebbüs edip,bunun üzerine bayıltarak bagaja atıp onu  kaçırdığını söyler.



Jordan,Casey'i sakinleştirerek;bagajın kenarında var olan stop lambalarından birini kırmasını  ister.Ve lambayı kırdıktan sonra ona yolu tarif etmesini;kolunu o  delikten çıkarıp diğer sürücülerin dikkatini  çekmesini  söyler. Dediği gibi başka bir sürücü santrali  bu nedenle arar fakat;katil sürücünün üzerine arabayı  sürer.


Casey bagajdaki boya  şişelerini delikten döker.Fakat;bu onun  aleyhine işler.Katil yolda onu  uyaran başka bir adamı öldürür ve ölen adamın arabasını alır. Casey'i cesetin yanına yeni  arabanın bagajına koyar. Bu esnada parmak izi sorgulamasından katilin kimliği belli olur.Kimlik üzerinden diğer polisler katilin evine ulaşır.Karısıyla  konuşurlar.Karısı ısrarla polislere birşey anlatmaz.


Jordan;Casey ile konuşurken katil Micheal Foster cinayet mahaline arabayla ulaşmış Casey'i bagajdan çıkartırken telefonu eline almıştır.Jordan ile yine aynı konuşma geçer:"Sakın ona  bişey yapma!" der ve  katil "Yaptım bile!"der o esnada olayların  aynı adamla ilişkili olduğunu anlar.Leah'ı öldüren seri  katille karşı karşıyadır.Akşam olur ve patronu Jordan'ı eve yollar.Fakat Jordan eve değil en  son ses  kaydının olduğu alana  gider. Artık  dönüşü olmayan  bir yola  girmiştir ve katille yüzleşecektir.


Film,bende  fazla  cinayet romanı okuyan biri olduğum için  Maxim Chattam'ın romanlarının bir  uyarlama senaryosu  karşımda  gibi bir his oluşturdu. Detaylar çok iyi hesaplanmış.Mesela filmin final sahnesinde Halle Berry'nin tam arkasına düşen A.B.D. bayrağı bende adeta Amerika'nın polislerinin her işin altından kalkıp,kötü adamları haklıyoruz gibisinden bir mesaj gönderildiğini düşündürdü.Bunlar dışında  katilin asıl hikayesinin  sadece fotoğraflarla ifade edilmesi bana sığ geldi.

Yine de  izlemek isteyenler gerilim  severlerse izlesinler.Aksi takdirde hoşlarına gitmez.İyi  seyirler...