22 Temmuz 2013 Pazartesi

LIFE IS BEAUTIFUL (LA VİTA E BELLA-1997)


Film benim çocukluk yıllarıma tekabül ediyor.Filmi daha önceden izlemiştim fakat;takdir edersiniz ki birçok sahne silinmiş ve unutulmuş hafızamda. Bir İtalyan yapımı olan La vita e bella(Hayat Güzeldir);yapım aşaması ve gösterimi 1997-1998 yıllarındadır,ülkemizdeki gösterimi 26 Şubat 1999. Filmin hem baş rolü,hem senaristi, hem yönetmeni aynı kişi olması ve bence bütünden gelen bir başarı eldesi insanı şaşırtıyor. Roberto Benigni'nin film sayesinde aldığı 1999 Akademi Ödülleri(En İyi Yabancı Film-En İyi Erkek oyuncu-En İyi Film Müziği) ve Cannes Film Festivali ile neredeyse katıldığı her festivalden ödülsüz dönmemesi de şaşılması gereken bir durum. Film hakkında ilginç bir nokta  ise Benigni'nin baş rolü kendi eşiyle paylaşması. Bir film Akademi Ödülleri 'nden ödül alır da imdb puanı düşük mü olur. IMDB:8,5. 


Şimdi konudan bahsedelim biraz da.2.Dünya Savaşı'nın başlamadan önceki yıllarda başlayıp,savaş bitimine kadar devam eden 1930'lu yılların İtalya ve Almanya'sında bir ailenin hikayesi. Filmin ilk yarısında ağırlıklı olarak İtalya'da geçen film bir romantik-komedi çizgisinde ilerliyor.İkinci yarıdan itibaren Almanya toplama kamplarının soğuk duvarları,silah sesleri,çığlıklar ve öfkeyi ruhunuza sindiriyor.


Guidio (Benigni), Arezzo'dan gelen,hayatı ciddiye almayan,rahat mizaçlı,neşeli bir İtalyan Yahudisi'dir. Amcasının çalıştığı otelin mutfağında garsonluk işine girer ve asıl amacı bir kitapçı açmaktır. Bu süreçte bir çok insanla tanışır. En önemlisi de İtalya'ya geldiği ilk an tanıştığı "güzel prenses" dediği Dora'dır. Dora, İtalyan ve gayet aristokratik, hali vakti yerinde bir ailenin kızıdır, kendisi öğretmendir. Ailesinin uygun gördüğü  bir memurla nişanlanmaktadır. Aslında hiç nişanlanmak istemiyordur. Guido ile de tam hayatının bu kadar sıkıcı, dayanılmaz olduğu bir aşamasında tanışır. Guido'nın Dora için oluşturduğu tesadüfler ve munzurluklar da cabasıdır.


En son Guido'nun çalıştığı otelin restaurantında nişan daveti verilen Dora adeta nefessizdir. Ta ki, Guido'nun olaylara müdahalesi ile ortalık karışır. Guido atını alıp Dora'nın yanına gelir ve elini uzatır. Dora ise geri çevirmeden biner :)




Yıllar geçer ve artık evlenmişlerdir. Dora ve Guido'nun bir oğulları olmuştur: Giosue.Guido,artık bir kitapçı işletiyordur. Giouse'nin 4. yaş gününde tam Guido,oğluna hediye olarak aldığı tankı vermek üzereyken Alman askerleri gelir ve onları toplama kampına götürmek üzere alırlar. Bu esnada Dora annesinin yanında onunla birlikte evlerine gitmek üzeredir. Eve ulaştığında birşeylerin ters gittiğini anlar ve istasyona giderek komutanlarla görüşür. Yahudi olmadığı halde, bir trene binerek oğlu ve kocası için toplama kampına gitmeyi kabul eder.Sıkıntılar bitmemiştir. Toplama kampında kadınlar ve erkekler ayrı koğuşlarda kalmaktadır. Çocuklar öldürülüyordur. Guido bunun için oğlunu saklamaya başlar.

Guido,oğlunun sıkılmaması için bir yalana ortak eder. Bunun bir oyun olduğunu ve kazanana bir adet tank vereceklerini kuralları uyup bin puanı toplamak zorunda olduğunu anlatır. Bu sanırım bir babanın fedekarlıkta gelebileceği son noktadır. Çocuk zihnini oyun adı altında masumca inandırmak.



Günler geçmekte ve savaş biter. Savaşın biteceği son gece artık kadınlar naklediliyor. Esir mahkumlar saklanacak yer arıyor. Birçoğu öldürülüyordur. Guido oğlunu bir dolaba saklar ve 60 puan alması gerektiğini anlatır. Saklandığı yerden hiç çıkmamasını söyler. Bunun üzerine sözünü dinler. Guido karısını görür sarılır ve tam o esnada bir Alman askerine yakalanır. Beni en etkileyen sahne de budur. Oğlu ile göz göze gelmiş ve ölüme giderken el sallıyordur.


Ertesi sabah artık Alman'lar kapı terk etmiştir.Mahkumlar saklandıkları yerlerden çıkarlar kimse kalmayınca Giosue ortaya çıkar ve filmin kilit noktası buradadır. ABD tankının köşeden çıkıp gelmesi ve çocuğun kazandığına inanarak sevinç çığlıkları atması...filmi kusursuz hale getiren final sahnesi. 


Çocuğun annesiyle buluştuğu anda etkileyici olmuştur seyirci açısından.


Ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerden biriydi. Cannes,Akademi Ödülleri,BAFTA ödülü ve 14 farklı ödülü almış müthiş bir baş yapıt. Şimdiden iyi seyirler.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düşüncelerin benim için önemli...Paylaşmak istersen buraya alalım seni :)