8 Şubat 2013 Cuma

MEMNUNİYETSİZ

Hayattan beklentilerimin bir yerinde hata yaptığıma inanmaya başlıyorum.Doğru mu yapıyorum bilmiyorum.Ama hayat sanki hayallerime uzak sahillere savuruyor beni ve uzaklaşma sonucunda umutsuzlukla tanışıyorum.Hevesim kırılıyor.İşin kötü yanı heves kırılsa da hayal kuruyoruz ama kurduğum hayallere inancım az...inanç olmadan bu hayallerin ne kadarını yaparım muamma?
Umarım aradığım kıvılcım bi yerde parlar ve kendini belli eder...Umutsuzluk bir insan için o kadar da kabullenmesi gereken bir meziyet değil hatta çoğu zaman eziyet haline gelen bir özellik...
Hayat isteklerimizi önümüze sunar-mış gibi davranıp ardından vazgeçip elimizden o fırsatı aldığında çocuk gibi küsüp ortamdan kaçmak geliyor.Ama yapamıyoruz ve kalakalıyoruz. Gerçeklerle yüzleşip yetişkin gibi davranmamız gerekiyor. Aslında -mış gibi yaşamanın verdiği stres ve boşluk hali sanırım içinde bulunduğum koridor...
Dinmiyor içimdeki sıkıntı dalgaları,ipin ucunu bir yerlerden kaçırmış gibiyim...Ruhumda  sonu gelemeyen bir tatminsizlik...Öyle kolay kolay bitecek gibi görünmüyor,beni içten içe kemiren bir virus misali...Hani her gün farklı bir mutasyona uğruyor kerata...Uygun bir ilaç geliştirilemiyor...
Bugün Cem Karaca'nın ölüm yıldönümüymüş. Belki de bunun da etkisindeyim ruhsal olarak.Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne söylenebilir ki? diyorum ve satırlarımı sonlandırıyorum. Allah rahmet eylesin büyük usta...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düşüncelerin benim için önemli...Paylaşmak istersen buraya alalım seni :)